'hafif.org' arşivi

Charles Bonnet Sendromu ve Halüsinasyonlar
Tırmık yok culdesac 15.4.07, 23:04 [blog, ilim irfan, hafif.org].
1760 yılında, isviçreli doğabilimci charles bonnet‘in büyükbabası charles lullin, eğlenceli ve büyülü görüntülere şahit olmaya başlar: seksen dokuz yaşındaki büyükbaba, kendisi dışında herkese görünmez olan insan, kuş, araç, bina vs. görüntüleri tarafından ziyaret edilmeye başlamıştır. bu durumu ilginç bulan bonnet, konuyu araştırmaya karar verir.
genellikle akıl hastalıklarının ya da halüsinojen uyuşturucuların bir etkisi olarak ortaya çıkan görsel halüsinasyonlar; denizciler, mahkumlar, kutup kaşifleri gibi uzun süre izole koşullara maruz kalmış insanlarda da görülürler. fakat bonnet’in büyükbabası, ilerleyen yaşına rağmen akıl sağlığında bir gerilemeye dair hiç bir işaret göstermemekle birlikte, şu cıvıl cıvıl halüsinasyonları saymazsak gayet aklı başında biri gibi görünmektedir. hatta büyükbaba, bu görüntülerin kendi aklının oyunları olduğunun bile farkındadır. görünüşe bakılırsa bu gizemli varlıklar, büyükbabanın -kataraktları elverdiğince- görebildiği, minik bir parça görsel dünyada kendiliklerinden ortaya çıkmaktadırlar.
etiketler: charles bonnet sendromu, halüsinasyon, göz, beyin, görme bozuklukları, kör nokta, optik, beyin gücü

küresel ısınma - globalwarner.org: blogal warner olmaya var mısın?
6 Tırmık culdesac 12.4.07, 15:57 [miv-mrrr, blog, mim, ilim irfan, hafif.org, küresel ısınma].dostumuz NuMB ve arkadaşları, hayatlarının aşağı yukarı 5 yılını gezegenimizin geleceğine adarken diyorlar ki;
Daha Temiz Bir Dünya İçin, Söz Verin!
Amacımız, önce Türkiye’den aldığımız sözlerle başlayıp, sonra tüm dünyada söz verecek insanlar bulmaya çıkmak. Biz dünyada hâlâ sözünü tutan insanların çokluğuna inanıyoruz. Yaptığımızın hiçbir işe yaramayacağını düşünenler olacaktır ama gelecek nesiller, onlara bırakacağımız ‘rezalet bir dünya’da yaşarken, bugün bizim neden bir şeyler yapmayı denemediğimizi sorgulayacaklardır. İşte o zaman, en azından birilerinin denemiş olduğunu bilmeleri, belki onlara daha iyi bir dünya için yapılacak bir şeylerin her zaman olabileceği umudunu verir. Sırf bunun için bile denemeye değer…
biz de kendimizce birer global hatta blogger warner, bir başka deyişle blogal warner olmak ve globalwarner‘ın bu yolculuğuna keditasmasi aracılığı ile katkıda bulunmak istedik.
eğer sizler de “banne banne, ben de, ben de!” diyorsanız ve blogunuzda bu konu hakkında bir yazıya yer verecekseniz, yazınızda “küresel ısınma” terimine http://www.globalwarner.org/kuresel adresini aşağıdaki gibi linklemenizi rica ediyoruz:
veee işte ilgili linkler:
global warner (küresel uyarıcı) (konu ile ilgili detaylara bu adresten ulaşabilirsiniz)
bir el atın da dünyayı kurtaralım - NuMB
küresel uyarıcı olmak istiyorum (destek bannerları buradan indirilebilir!)
destekleyenler
ve tabii ki blogger uyarıcı blogal warnerlar :::)

toynbee plakaları: ölüleri jüpiter’de diriltelim mi?
Tırmık yok culdesac 11.4.07, 15:03 [blog, ilim irfan, hafif.org].
toynbee plakaları
1992 yılında, william j. o’neill (kimi kaynaklara göre bill o’neill) adındaki beyefendinin dikkatini, caddelere gelişi güzel gömülmüş tuhaf plakalar çekmeye başlamış. bu plakalar genellikle araç plakası boyutlarında ve her birinde de “KUBRICK‘in 2001‘indeki TOYNBEE FİKRİ JÜPİTER GEZEGENİNDE ÖLÜLERİ DİRİLTELİM (TOYNBEE IDEA IN KUbricK’s 2001 RESURRECT DEAD ON PLANET JUPiTER)” mesajının değişik varyasyonlarının yazılı olduğu kafa karıştırıcı nitelikte plakalar.
renkleri ve düzenlemeleri küçük farklılıklar içermekle birlikte tüm plakalar ne olduğu tam anlaşılamayan sert bir maddeden yapılmış ve hepsi de “bütün gazete muhabirlerini öldürün, yalvarırım (murder every journalist, I beg you)” ve “boyun eğ, itaat et. (submit. obey.)” gibi en az ana mesaj kadar tuhaf dipnotlar içeriyor. plakaların yeni bir fenomen yaratma denemesi mi oldukları yoksa daha önemli bir amaca ve hedefa mi hizmet ettikleri bilinmiyor.
etiketler: toynbee tiles, şehir efsaneleri, arnold j. toynbee, toynbee, kubrick, stanley kubrick, william j. oneill, bill oneill, 2001 a space odyssey, zoroaster, jüpiter, morasco, mamet, david mamet, ölümden sonra hayat, ölüm sonrası, diriliş, mesaj, uzaylılar, uzayda hayat

yapay alfabeler, bir dilin ya da kültürün doğal evriminin bir parçası olarak gelişen alfabelerin aksine, bir birey ya da bir grup insan tarafından özel olarak tasarlanmış yazısistemleridir.bunlardan en meşhuru sözlüklerden aşina olduğumuz uluslararası fonetik alfabesi (international phonetic alphabet)’dir. alexander melville bell‘in visible speech‘i ve john malone‘un unifon‘u pedagojik kullanım için, blissymbols ise ortak dili olmayan farklı kültürlerden insanların iletişim kurmak için kullanabileceği bir uluslararası yardımcı dil (international auxiliary language) olarak geliştirilmiştir. shavian alphabet, alphabet 26, ve the deseret alphabet ise ingilizce için imla reformu olarak kabul edilen yapay alfabe türleridir. stenografi (shorthand) sistemleri de yapay alfabeler olarak kabul edilebilir.
etiketler: alfabe, alfabe 26, alphabet 26, font, yapay alfabeler, conscript, constructed script, artificial script, neography, yazı sistemleri, bradbury thompson

rakam istasyonları: esrarengiz radyo yayınları
Tırmık yok culdesac 24.2.07, 13:02 [blog, ilim irfan, hafif.org].genellikle bir dizi rakam, harf ya da kelimelerin (zaman zaman fonetik alfabe kullanılarak) yayınlandığı, kaynağı belirsiz, uygun şartlar altında tüm dünyaya yayın yapabilen kısa dalga radyo istasyonlarına “rakam istasyonları (number station)” adı veriliyor.
bu istasyonlardan duyulan sesler genellikle mekanik olarak üretiliyor. mesajlarda dil yelpazesi oldukça geniş ve kullanılan sesler genellikle kadın sesleri olmakla beraber ara ara erkek ve çocuk sesleri de kullanılıyor.
etiketler: rakam istasyonları, casusluk, casus, radyo, istasyon, yayın, şifre, mesaj, number stations, the conet project, conet projesi, komplo teorisi, frekans

gelir gelmez numb‘ı aradık. bize geldi, bira içtik, king oynadık. ertesi gün numb ve winmaker‘la birlikte patronumuz hafif uyku‘yu ziyaret ettik. bira ve xuxu içtik, hamburger yedik, pilli‘yi ziyaret ettik. çok eğlendik. redstar bizi ekti. sonra eve dönerken manyak winmaker’ı dövdüm. sillypoet ile karşılaşıncaya dek ben çok sarhoş olmuştum, hayal meyal hatırlıyorum. runaway‘in telefonu ancak şarj halinde iken çalışıyormuş bu arada. telini şarjda yakalar yakalamaz bi plan yapıcaz :P justine hanım ile hafta içi bi gün buluşacağız bi aksilik olmazsa ve sanırım o gün ikinci bir pilli toplantısı gibi bir şey olacak. belki o zamana kadar hafif uyku bey’in eşi shane de istanbul’a dönmüş olur. o toplantıda winmaker’ı bir kez daha dövücem.
bay bums ile bu akşam ya da yarın filan buluşacağız. sui evlendi ama ziyaret edemedim onları! asymptot da haftasonu istanbul’a gelmeyi planlıyormuş. 029‘la telefonlaştık, bakalım ne zaman buluşucaz. fünyeli, esta, begoodie, oky… bir sürü arkadaşımızla daha görüşmeyi istiyoruz. çok güzel :) bissürü bişi… :::) yani bu yazımı bol bol editliycem. sonra da winmaker’ı bi kez daha dövücemmm.
edit:
fünyeli ile buluştuk, sahile indik, bi’ şeyler yedik. bi’ kaç gün içinde biz de onlara gidicez ki fallik osman‘a hesap sorabileyim.
029 ve oky ile hala görüşemedik. istanbul’a rem gelsin, istanbul rem’e gitsinnn!
edit 2:
ikinci toplantı da gerçekleşti. bir sürü şey yedik, içtik. yavrum esta, ceremesini çekti… esta’yla evlenmek zorundayım :)
edit 3:
bir kaç gün önce asy ile buluştuk. bizi çiğ çiğ yemek isteyeceğini düşünmüştüm; sanırım yanılmışım.
bu akşam için shane bizi pizzaya davet etti. winmaker’ı mutfağa kilitleyip, lost izliycez
edit 4: pizza partisinde win, justine ve merkez ekrem gider gitmez, havalara konfetiler attık ve hemen lost izlemeye başladık. 20. dakikada filan uyuyakalmışım. :)


wikipedia’da yazılanlara göre opencola, tarifi ücretsiz olarak alınabilen ve içeriği değiştirilebilen tek kola markası. isteyen herkes opencola’nın tarifini evde uygulayabiliyor, içeriğine canının istediği değişiklikleri yapabiliyor ve geliştirdiği yeni tarif GPL altında yayınladığı takdirde, kendi “opencola”sını üretip satışa sunabiliyor. yani isteyen herkes opencola tarifini modifiye edebiliyor.
etiketler: açık kaynak, open source, kola, kendin yap, özgür yazılım

hindistan’da 100den fazla dinazor yumurtası bulunmuş
Tırmık yok culdesac 14.2.07, 12:02 [ilim irfan, hafif.org].
amatör fosil meraklıları, hindistan‘ın indore şehri civarında yaptıkları 18 saatlik bir keşif avı sonucunda, 100ün üzerinde dinazor yumurtası bulmuş.
paleontolojist hans-dieter sues’un fosil resimlerini incelendikten sonra national geographic news‘e e-posta aracılığıyla yaptığı açıklamada, bu yumurtaların sauropod dinozorlarına ait olabileceğini bildirmiş.
etiketler: fosil, dinazorlar, hayvanlar, yumurta, paleontoloji, kretase, national geographic










