'oyun' arÅŸivi
Kişinin Kendi Çocukluğuna Vereceği Öğüt
11 Tırmık culdesac 27.4.07, 11:21 [mim, foto vs., oyun].sevgili goddess artemis tarafından mimlendik!:
Konu: Kişinin Kendi Çocukluğuna Vereceği Öğüt/Nasihat/Tavsiye
EÄŸer zamanda yolculuk mümkün olsaydı veya paralel evrenlerden birinde henüz çocukluÄŸunuz yaÅŸanırken oraya geçebilseydiniz, ÅŸimdiki aklınızla o yıllara dönüp de ‘küçük siz’le karşılaÅŸsaydınız, ona ne öğüt verir ya da ne tavsiye ederdiniz?
ebelenme tarihi 9 Nisan. o günden bu yana bu öğütün ne olabileceÄŸi hakkında düşündüm durdum diye yazıyorum ya ben ÅŸimdi ÅŸu anda… atıyorum.
bakın şöyle oldu. bi’ kere hemen söylemeliyim, bu postumu hiç klavyeye bakmadan yazıyorum ve bu durumda belki de çocukluÄŸuma “10 parmak klavye kullanmayı çok geç kalmadan öğren. bak, sonra saçma sapan parmak hareketlerine alışırsın ve bu alışkanlıklarından kurtulman zaman ilerledikçe daha da zorlaşır, tımam mığ?” diye öğütlemek hiç de fena olmazmış aslında diye iç geçirirken, çatılmış kaÅŸlarımın altında kısıla kısıla birer çizgi halini almış gözlerimle monitörde beliren her harfe pür dikkat bakıyorum. canım arkadaşım backspace!
goddess artemis tarafından sobelendiÄŸimiz günden bu yana, aklıma ebeliÄŸimizin omuzlarımıza yüklediÄŸi “KiÅŸinin Kendi ÇocukluÄŸuna VereceÄŸi Öğüt/Nasihat/Tavsiye” konulu yazı yazma sorumluluÄŸu geldikçe, kendimi stadyumda meksika dalgasını bölen bir taraftar gibi hisediyorum. hani tüm bloggerlar sanki bir stadyumda goddess artemiss’in ayaÄŸa kalkarak tetiklediÄŸi bir meksika dalgasına baÅŸlıyorlar, “oooooooooooo…“; sıra tam “l” harfinde bize geliyor veeeee biz oturmaya devam ediyoruz! staddaki diÄŸer bloggerlar bize “aaaa!” der gibi bakıyorlar, bizden sonraki iki blogger “cık cık cık! kalk kız, kalk keditasması’nın kalkacağı yok vallayi” diyor; dalga gecikmeli bir “lllllllllle” sesi ile devam ediyor: “oooooooooooo…llllleeeeeeyyy!” ü-hü tabii. fırk…
neyse efendim iÅŸte ben böyle ÅŸeyler düşünürken bahar gelmiÅŸ diye itimiz topiÅŸ de boÅŸ durmamış ve sen bu git bi’ kenelen! hemen soluÄŸu veterinerde aldık tabii tedirgin tedirgin. o esnada vet bize yuva arayan 5 tane yavru kedi göstermesin mi? biz keneyi pireyi unuttuk hemen; meng birine ben diÄŸerine sarıldık ve o ÅŸekilde evde bulduk kendimizi! allahım bu kadar tatlı olunamazzzzzzzzzz! mucize yaÅŸamaktaymışçasına mes’uduz! onları izlerken bir öğüt geldi aklıma: “ufaklık,” derdim… “hayvanları çok sevdiÄŸini biliyorum, ihihihihi.”
hı-hım… ufaklık cul’e söyleyeceÄŸimi düşündüğüm öğüt ÅŸu an için böyle bir ÅŸeyler, öğüt kısmı “ihihih” bölümünde gizli :::)
iÅŸte yazdım yazımı sonunda ve bu durumda sıradaki dalgada “l” tam zamanında gelecek. amaaaaa…. ya “e“ler? rem? pagan & tara? ligeia? hımm? nerde “e“ler? ihi.

siz de “puzzle king” ünvanını kazanmak isterseniz, tık!

bir kaç soru cevaplamam için, faruk bey tarafından sobelendim. biraz uykuluyum ama olsun :), işte cevaplarım sevgili faruk:
1- Tüm bilim adamları (Galileo, Einstein, Newton, Maxwell, Rutherford, Pascal, Buhr) saklambaç oynuyorlar. Einstein sayıyor, diğerleri saklanıyor. Einstein, kimi sobelemiştir?
sanırım unutmuşlardır oyun oynuyor olduklarını ve dağılmışlardır farklı yönlere doğru kafalarını kaşıyarak; kimse sobelenmemiştir.
2- Okuduğunda seni en çok etkileyen kitap?
boris vian - günlerin köpüğü
3- Takip ettiğin dergi? / 4- Günlük gazete?
yok ama pilli var.
5- En yaramaz çocukluk anım:
ilkokuldayken derste, sıranın altından gizlice hoÅŸlandığım bir arkadaşımın elini tutuyordum. oyh! üstelik gerçek aÅŸkım o deÄŸil, bir baÅŸka sınıf arkadaşımdı!Â
6-Tv yapımcısı olsam yapmak istediğim program?
tv izlemediÄŸim için, aklıma bi’ ÅŸey gelmiyor ne yazık ki.

not:
bakalım escapers list‘te keditasmasi var mı?
:)

kötü insan esta bana hapland aldı. “eyooo!” dedim, oynamaya baÅŸladım.
onu tıkla, bunu aç, ÅŸunu kapa, onu yine aç, fırlat, küfret, tıkla, bi’ daa tıkla, öl, lamba yak; ciyak! delirmektense, walkthrough‘larla oyunu bitirdim… ama hile kötü bi’ ÅŸey; walkthrough’yu okurken bi’ de baktım “hapland 2 walkthrough’su için tıklayın” filan yazıyor. olamaz! sonra bi’ baktım, hapland 3 de varmış!
a-ha! esta msn’de online olmuÅŸ.
ben onu bi’ haplandıp geliyorum. aklın varsa kaç, esta!


pek sayın müşkülpesent okuyucular…
öhö, ben bir kampanya baÅŸlatmak istiyorum. bu da kampanya yazısı olacak bittiÄŸinde. sizlerden ricam ayıları sevmeniz. sevelim gitsin onları da, deÄŸil mi? eÄŸer sizler de “ne diosun cul?” diyen okuyucu, anlamsız kampanyaya destek vermek istiyorsanız, sidebardaki “bi’ ÅŸey ara” arama kutucuÄŸuna saçmasapan bir ÅŸeyler yazıp “tırmala!” butonuna tıklamanız yeterli. ÅŸey yazınız mesela neÅŸeli insanoÄŸlu: “ayıları çok seviyorum, inanın!” yo, öyle yazmayın mutlu dünyalı, öyle yazarsanız bu post geliyor. o zamaan ÅŸey yazın, hım hım hım… aaa, tabii ya. pardon yaa sayın okur, buraya yazdıklarımı sakın yazmayın, olur mu? buraya yazmadığım, kıçınızdan (yine ayıp ettim) uyduracağınız, anlamsız bir ÅŸey yazın… ama sizin bileceÄŸiniz iÅŸ tabii. yazmazsanız hiç üzülmem hatta “ooo, karizma haa?” derim. yazmayın ya da. yazmayın en iyisi, yazmayın. boÅŸ verin. sonra bana gelip “ne biçim kampanya cul bu ya?” diye sormayınız rica ederim. teÅŸekkürler fesleÄŸen dallarım, saç buklelerim, nar çiçeÄŸi ojelerim.

sudoku, son günlerin popüler zeka oyunlarından biriymiş.*
henüz denemedim.
zekasına güvenen kobaylar aranıyor.
;)

iÅŸte, bir çiçek bahçesi olarak keditasmasi! [adresi ziyaretiniz esnasında, herhangi bir noktaya, fareniz yardımı ile (tabii ki de “hayvan fare” deÄŸil, “bilgisayar faresi”) tıklayın (tabii ki de gerçeken “tıklamak” deÄŸil, “click-tık”)].
netdisaster‘da farklı adreslere, farklı atraksiyonlar uygulama ÅŸansınız da olduÄŸunu ekleyerek, kordonun serin çimlerine koÅŸayım: vııııjt! *

diğer dart oyunları için:
(bkz: dart-01)
(bkz: dart-gotcha)
(bkz: dart-round-the-clock)
not: şu adresten yazıyı entry formatında okuyabilirsiniz.



















